Klamidya nedir?

Klamidya, cinsel yolla bulaşan yaygın hastalıklardan olup, hastalığa Chlamydia trachomatis bakterisi neden olmaktadır. Hastalık çoğu zaman belirti vermemekte veya hafif düzeyde ilerlemektedir. Bu nedenle hastalığın teşhisi gecikmekte veya çoğu durumda fark edilememekte olup; ilerleyen durumlarda kadınlarda geri dönüşü olmayan infertilite (kısırlık) gibi ciddi problemlere neden olmaktadır.

Klamidyanın semptomları nelerdir?
Hastalık bulaşan kadınların %75’inde, erkeklerin ise %50’sinde; hastalığa ilişkin semptomlar gözlenmemektedir. Semptomların ortaya çıktığı durumlarda ise;

a) Kadınlarda (ilk dönemlerde)

  • Anormal vajinal akıntı

  • İdrarda yanma

b) Kadınlarda (ilerleyen dönemlerde)

  • Şekil 1. Chlamydia trachomatisBel ağrısı

  • Mide bulantısı

  • Ateş

  • Cinsel ilişki sırasında ağrı

  • Menstrüel periyotlar arasında kanama

c) Erkeklerde

  • Penis akıntısı

  • İdrarda yanma

şeklinde gözlenebilmektedir. Eğer hastalık rektum bölgesine bulaşmışsa; rektum ağrısı, akıntısı veya kanaması gözlenebilir. Ayrıca hastalık oral seks sonrası boğaz bölgesine de yerleşebilmektedir.

 

Klamidyanın görülme sıklığı ne kadardır?

 

Klamidya, ABD’de en sık rastlanan cinsel yolla bulaşan hastalıktır. 2006 yılında CDC (Centers for Disease Control And Prevention) tarafından yayınlanan araştırmaya göre ABD’de 1.030.911 klamidya hastası bulunmaktadır. 1987-2006 tarihleri arasında ABD’de tespit edilmiş klamidya hastası oranı; 100.000’lik popülasyon için 50,8’den 347,8’ye yükselmiştir (Şekil 2). Ancak hastalığın genellikle sessiz seyretmesi (belirti vermemesi) nedeniyle, belirlenen hasta sayısının gerçeği yansıtmadığı düşünülmektedir. ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması Anketine (U.S. National Health and Nutrition Examination Survey) göre, ABD’de hastalık taşıyan tahmini 2.291.000 kişi bulunmaktadır.1,4
Şekil 2. 100.000’lik popülasyon için klamidya hastasının oranı

Ayrıca 1996 yılında İstanbul’da yapılan, 15-44 yaşları arasında 695 kadının katıldığı bir araştırmada; bireylerin %4,89’unda klamidya saptanmıştır.3

Klamidyanın bulaşma yolları nelerdir?

Klamidya vajinal, anal veya oral seks ile bulaşabilmektedir. Bu nedenle cinsel partner sayısının fazlalığı hastalığın bulaşma riskini arttırmaktadır. Kadınlarda özellikle genç yaşlarda, serviks (rahim ağzı) bölgesinin tam olarak olgunlaşmamasından dolayı, hastalığın bulaşma ihtimali daha yüksek olmaktadır. Hastalığın anal veya oral yolla da bulaşabilmesi nedeniyle homoseksüel ilişkilerle de taşınabilmektedir. Ayrıca hastalık; hamile anneden çocuğa, vajinal doğum esnasında geçebilmektedir.

 

Klamidyaya karşı alınacak önlemler nelerdir?

 

Bu tip ciddi hastalıkların oluşmasını engellemek için; özelikle 25 yaş ve altındaki kadınlar ile 25 yaşından büyük risk taşıyan kadınların; klamidya testlerini senede bir tekrarlamaları tavsiye edilmektedir. Erkeklerde ve kadınlarda kondom kullanımı bulaşma riskini azaltmaktadır. Ayrıca ABD’de tüm hamile kadınların klamidya testi yaptırması önerilmektedir.

Klamidya tedavi edilmediğinde oluşabilecek komplikasyonlar nelerdir?

Klamidya tedavi edilmediğinde ciddi kalıcı hastalıklara neden olabilmektedir. Tedavi edilmeyen kadınların %40’ında, klamidya rahim ve fallop tüplerine yayılarak; kronik yumurtalık ağrısına, infertiliteye veya dış gebeliğe yol açan PID’ye (Pelvik İnflamatuar Hastalık) neden olmaktadır. Ayrıca klamidya kadın hastaların HIV ile infekte olma olasılığını 5 kat arttırmaktadır.

Erkeklerde karşılaşılan komplikasyonlar nadir olup, enfeksiyonun epididimise (testisten sperm taşıyan tüpe) yayılmasıyla ağrı, ateş ve infertilite görülebilmektedir.1,4

Ayrıca genital bölge enfeksiyonu artrite yol açabilmekte ve eşliğinde deri lezyonları, göz ve üretra iltihabı gözlenebilmektedir (Reiter sendromu).

Klamidya nasıl teşhis edilir?

İdrar örneğiyle veya rektum, vajina, penis, serviks bölgelerinden alınan örneklerle çeşitli laboratuar testleri yapılmaktadır. Bu testlerden en yaygınları; kültür çalışması, antijen enzim immuno assay (EIA), enzim bağlı immuno assay (ELIZA) ve polimeraz zincir reaksiyonu (PCR)’dur.

 

Klamidyanın tanısında moleküler analizin önemi nedir?

 

Klamidya enfeksiyonunun erken teşhisi; hastalığın diğer bireylere yayılmasını ve hastalarda oluşabilecek komplikasyonları engelleme imkanını sunmaktadır.Bu açıdan bakıldığında, yapılan testlerin doğru sonuç vermesi büyük önem taşımaktadır. Söz konusu tanı metotları arasında PCR testi en yüksek sensitiviteye (%98-100) sahipken; geleneksel metotlar %50-85 sensitiviteye sahiptir. Bu nedenle PCR metodu kullanılmadığında, hastaların yaklaşık %39’una yanlış/yetersiz tanı konulması söz konusu olmaktadır.Ayrıca PCR, belirti görülen veya görülmeyen vakalarda yüksek sensitiviteyle çalıştığından tercih edilmektedir.

Klamidyanın genellikle belirti göstermemesi nedeniyle, hastalığın klinik teşhisi yeterli olmamakta ve tanı için laboratuvar testleri gerekmektedir.Bu amaçla genellikle ürogenital bölgeden alınan sürüntü örneklerinde kültür metoduyla çalışılmaktadır.11

Kültür metodu: Kültür metodunda Genellikle klamidya antijenlerini hedef alan işaretli antikorlarla boyama yapılamaktadır. Diğer taraftan sensitivitesi ve spesifitesi daha düşük olan Gram, Giemsa ve iodin boyamaları da yapılabilmekte ve klamidya bazal hücreleri belirlenebilmektedir.6 Ancak bu metodun laboratuvar personeline göre değişebilmesi ve düşük sensitiviteye (~%61) sahip olması hatalı negatif sonuçlar doğurmaktadır.5 Bu bakımdan kültür metoduna alternatif olarak, ucuz ve pratik antijen EIA ve ELIZA testleri kan örneğinde çalışılmaktadır.

 

Antijen EIA testleri: Antijen EIA testlerinden direkt floresan assay (DFA), klamidyaya ait antijenlerin monoklonal antikorlarla tespit edilmesine dayanmaktadır. Diğer taraftan antijenlerin immunohistokimyasal tespiti enzim bağlı antikorlarının (anti-LPS) kullanımıyla yapılmaktadır.

ELIZA testleri: Klamidyaya karşı üretilen antikorların tespitine dayalı olan ELIZA testleri genellikle düşük sensitivitesi nedeniyle tercih edilmemektedir.

Ayrıca antijen tespitine dayanan EIA testlerinin, diğer bakteri türlerine ait antijenleri; antikor tespitine dayanan ELIZA testlerinin ise, vücudun diğer bakterilere karşı ürettiği antikorları da tespit edebilmesi nedeniyle, bu testler hatalı sonuçlar verebilmektedir. Ayrıca ELIZA, tedavisi yapılan ve iyileşen hastaların testlerini de pozitif göstermeye devam etmektedir.Bu bakımdan antijen EIA ve ELIZA’in pozitif bulunduğu vakaların, PCR gibi daha güvenilir metotlarla da doğrulanması önerilmektedir. Genel olarak antijen EIA metotlarının sensitivitesinin %83,9 ELIZA testlerinin sensitivitesinin %34,1-68,2 arasında olduğu bilinmektedir.Tüm metotların sensitivite karşılaştırması Tablo 1’de gösterilmiştir.

Hatalı negatif sonuç alınmasının bir diğer nedeni de, hastalığın erken döneminde bu tip serolojik testlerin başarısız olmasıdır. ELIZA testleri vücudun ürettiği antikorların tespitine dayalı olduğundan; testin yapılabilmesi için bireyin bağışıklık sistemine göre, enfeksiyonun bulaşmasından sonra en az 4-12 hafta geçmesi gerekmektedir.Özellikle bu dönemde PCR, uzun bekleme dönemi gerektirmemesi ve ELIZA’dan daha yüksek sensitiviteye sahip olması nedeniyle kullanılmaktadır.Düşük sayıda organizmaya sahip örneklerde bile, PCR’ın en hassas tanı metodu olduğu belirlenmiştir.

 

Klamidyanın tedavisi nasıl yapılır?

 

Klamidya antibiyotik ile kolayca tedavi edilebilmektedir. Azitromisin ve doksisiklin genelde önerilen antibiyotiklerdir. Tedavi sürecinde cinsel ilişki kesilmeli ve partnerlerin klamidya testleri yaptırılmalıdır.

 

Klamidyadan nasıl korunulur?

 

Klamidyadan korunmanın en kesin yolu olarak; şüpheli ilişkiden kaçınılması ve uzun dönemli, tek eşli cinsel ilişkilerin tercih edilmesi önerilmektedir. Erkeklerde ve kadınlarda kondom kullanımı, bakterinin bulaşma riskini düşürmektedir. Kadınlarda beklenmeyen ağrı, koku, idrar atımı esnasında yanma veya menstrüel döngüler (adet) arasında kanama gibi genital semptomlar gözlendiğinde, uzman bir hekime danışılması ve cinsel ilişkinin bırakılması önerilmektedir.